BOMPONAM
Anasayfa
Coğrafi Yapı
Destanlar
Geçim Kaynakları
Ulaşım
Tarihi
KÜLTÜR
Adetlerimiz
Arıcılık
Atmaca Tutkusu
Bir Zamanlar
Çay Tarımı
Kız Kaçırma
Yaylalarımız
Silahlar
Tulum
Yemeklerimiz
İLÇEMİZ PAZAR
Coğrafi Durum
Eğitim
İdari Durum
Nüfus
Tarihi
Resimler
Tarihi Yerler
RESİMLER
LAZEBURA VİDEO

 

 
Kazım Koyuncu

Kazım Koyuncu (1972 - 2005), Karadenizli bir rock şarkıcısıdır.

Artvin'in Hopa ilçesine bağlı Sugören köyünde doğdu. Müziğe ortaokul birinci sınıfta mandolin çalarak başladı. Çocukluğu, "üstadım" dediği, "Kemençeci Yaşar" lakabı ile tanınan Yaşar Turna'nın yanında türkü dinleyerek geçti. İstanbul'a üniversite eğitimi için geldikten sonra müzikle yoğun olarak uğraşmaya başladı. İstanbul Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi'nden siyasi nedenlerle ayrıldı. 20 yaşında iken, 1992'de Ali Elver le "Dinmeyen" adlı rock müzik grubunu kurdu ve profesyonel müzik yapmaya başladı. Daha sonra Lazca müzik yapmak için bu gruptan ayrılsa da rock'tan kopamadı ve Laz etnik müziğini rock tabanlı yorumlamaya başladı.

1993’te Mehmedali Barış Beşli ile birlikte Zuğaşi Berepe (Lazca: Denizin Çocukları) adlı rock müzik grubunu kurdu. Lazca rock yapma iddiası ile yola çıkan ve 1995'te Va Mişkunan (Bilmiyoruz), 1998'de de İgzas (Gidiyor) adlı albümleri yaparak bu iddialarını da gerçekleştiren grup, sınırlı sayıda (yalnızca 130 adet) basılmış bir konser albümü çıkardıktan sonra 1999 yılında dağıldı.

Kazım Koyuncu, tek başına müziğe devam etti ve Salkım Söğüt adlı projelerin ikincisinde 3 şarkıyla yer aldı. 2001’de Viya adlı ilk solo albümünü çıkardı. Daha sonra Kanal D televizyonunda yayınlanan ve çok sevilen Gülbeyaz adlı dizinin hem müziklerini yaptı, hem de dizinin bazı bölümlerinde oyuncu olarak görev aldı ve bundan sonra yurt çapında tanınmaya başlandı. Daha sonra da Kemal Sahir Gürel ile birlikte Sultan Makamı adlı televizyon dizisinin müziklerini hazırladı.

Karadeniz müziğinin güçlü temsilcilerinden Fuat Saka, Volkan Konak ve Bayar Şahin ile birlikte düzenledikleri, büyük ilgi gören Hey Gidi Karadeniz konserler dizisinin de öncülüğünü yaptı. Nisan 2004'te çıkardığı ikinci solo albümü Hayde, sanatçının popülaritesini daha da arttırdı.

2004'ün sonlarında akciğer kanseri teşhisi konuldu ve tedavi görmeye başladı. 25 Haziran 2005'de, 33 yaşında, tedavi gördüğü Amerikan Hastanesi'nde yaşamını yitirdi.

 

ŞARKILARI

BEN SENİ SEVDUĞUMİ

Ben seni sevduğumi dunyalara bildurdum
Endurdun kaşlaruni babani mi eldurdum
En dereye dereye al dereden taşlari
Geçti bizden sevdaluk al cebumden saçlari
Kiz evunun onine sereceğum kilimi
Oldi hayli zamanlar görmedum sevduğumi
Yaz geldi bahar geldi açti yeşil yapraklar
Ben sana doyamadum doysun kara topraklar

Söz ve müzik: Maçkalı Hasan Tunç
Solist: Şevval Sam
 

NARİNO

Ben deli oldum deli narino
Tutun bağlayun beni
Gideyirum buradan narino
Kızlar ağlayun beni

Bu dere yılan olsa narino
Derdumi bilen olsa
Oturup da ağlardum narino
Yaşumi silen olsa

Bu dere akar gider narino
Taşlari yikar gider
Ne ettum sevduğume narino
Yuzume bakar gider

Söz ve müzik: Mustafa Sırtlı

 

ELLA ELLA

Ella Ella metsz Ella
Entu kağe viyella
Entu kağin ağhçkenin yar
A'sti kağsiyuz yalla

Lusnika erand kişer
Hayde ertag a'skişer
Hedev çağh tsemer ge'lli yar
Viyel ertag a'skişer

Aye garmilig aye
Modinida'l ar aye
Modined kaoçana yar
Cutme ğhavağ ar aye

Covele'in oğnuke'
Kukuliim kukuli
Deve'g intsi im sevdan yar
Yesa'l Astezun kuli


 
ALLAH ALLAH

Allah Allah büyük Allah
Şu karşıki köy kalksa
Karşı köyün kızları
Beriki köye yallah

Ay vurmuş güzel gece
Gel gidelim bu gece
Sonra yağmur kış olur
Kalk gidelim bu gece

Gel al yanaklım (allar giymiş) gel
Yanındakini (arkadaşını) al da gel
Yanındaki gelmezse
Bir salkım üzüm al gel

Covele'nin tepelerinde
Yalnız gezen kuş gibiyim
Verin bana sevdiğimi
Ben de Allah'ın kuluyum
 
Söz: Hemşin Halk Şarkısı
Derleyen: Hikmet Akçiçek
 
3ira *

Bağis vordi vardi âiri
Nana éira kogale
3ilvad moüod vamaéopu
Nanaia éira kogale
3ira éira nanaia éira kogale
 

Muöod mapşaliak teşi
Nana éira kogale
Süan üoropak ma omöopu
Nanaia éira kogale
3ira éira nanaia éira kogale
 

Si vardisu uçguku do
Nana éira kogale
Tişen goévangvrdişnero
Nanaia éira kogale
3ira éira nanaia éira kogale

TSİRA

Bahçedeydim gül gördüm
Tsira kız kurbanın olayım
Koparmak istiyordum, koparamadım
Nanaia kız kurbanın olayım

Kırlangıçlar gibi
Senin sevdan sardı beni
Tsira kurbanın olayım

Sen gülden daha güzelsin
Bu yüzden tüm sözlerim, övgülerim
Tsira kurbanın olayım
 

    Söz: Anonim(megrelce)
    Müzik:İ. Bobohidze
    Düzenleme: İberya Özkan, Kazım Koyuncu

 

    Uy aha(enstumantal) Gülbeyaz dizi müziği

    Müzik: Kazım Koyuncu
    Düz Horon: Anonim
     

    GELEVERA DERESİ

    Koyverdun gittun beni Allah'undan bulasun
    Kimse almasun seni yine bana kalasun
    Sevduğum senun aşkın ciğerlerumi dağlar
    Hiç mi duşunmedun sen sevduğun boyle ağlar

    Gelevera deresi iki dağun arasi
    Yuzunden silinmesun piçağumun yarasi


    Söz ve Müzik: Anonim
    Düet: Şevval Sam
     

 

POTPORİ *

Moxtu kocelaxedu néana şüala méorida
Nusalepe daşkimi bozope tisya vida
Anderi na naşkvare axir oxori süani
Mo var gokomocaman komoxtu orasüani

E dumani dumani nay ulur mani mani
Nana do babasüani nuüu oüodumani
Pulera kodolodu toliti var iâiren
Bozo şuri do guri ezmocepes maâiren
Oy oy oy ax oy oy

Nena do üaide: Anonimi
Ğvandi Üaide, Mimiüi, Atinuri, Rize Xoron

POTPORİ

Geldi kondu nar bülbülü ile mtsorida
Gelinler kızkardeşim kızlara kurban olayım
Ander kalsın senin evin, ahırın
Neden evlendirmiyorlar seni artık zamanın geldi

Ey duman nereye gidiyorsun böyle çabuk çabuk
Annen ile babanın dudakları değiyor mu birbirine
Duman sardı her yanı göz gözü görmüyor
Canımın içi sevdiğimi rüyalarda görüyorum
Oy oy oy ah oy oy

Söz ve müzik: Anonim (Laz Halk Şarkıları)
 

 

ASİYE

Ağasarın balını gel salını salını
Adam cebinde taşır senin gibi gelini oy Asiye oy

Oy Asiye Asiye tütün koydum kesiye
Baban seni veriyi da bir bağa pırasiye oy Asiye oy

Sis dağının başında yel püfür püfür esiyor
Baban bu yıl kurbanı çifter çifter kesiyor oy Asiye oy

Söz ve müzik : Ömer Akpınar
 

FADİME

Dünya benum sanırdım meğersem yanılmışım
Felek gözün körolsun ne kadar geç kalmışım
En dereye dereye dere belune gelsun
Benden başka seversen iki gözün kör olsun

Ha bu akan dereler hep gözümün yaşidur
Sevup da alamamak ölümün gardeşidur

Mektup yazdım karadan dağlar kalksun aradan
Kavuşmaya çare yok kavuştursun yaradan
Duman geldi da çokti oy dağlarum dağlarum
Siz orada oturun ben burada ağlarum

Başundaki puşinun dali var çiçeği yok
Benum deli gonlümun senden geçeceği yok

Yayladan ki yurudum hava güneşli idi
Arkama bakamadum gözlerum yaşli idi
Oy duman kara duman çiksana yollarumdan
Düştum yolun altina tutsana kollarumdan

Bi k'arak'uş ağlayi taş vurmiş kanadına
Ağlama k'ara k'uşum düşmanun inadına

Oy Fadime'm Fadime'm ne da güzel adun var
Eskiden sevdan idi şimdi baldan tadun var
Etekluğun altina pantol geyiliyi mi
Yaktun ha beni yavrum adam yakiliyi mi?

Söz ve müzik: Anonim
 

DENİZDE K'ARARTİ VAR

Denizde k'ararti var bu gelen k'ayik midur
Ben ozledum yarumi ağlasam ayip midur

Oy dumanlar dumanlar hep dağlari sardunuz
Yureğumun derdini bilsenuz ağlardunuz

K'arardi K'aradeniz taşti bu yana taşti
Haber verun yarume gyozlerum doldi taşti

Gemi mil ilen olur sevda dil ilen olur
Guzeller çok var ama meyil birine olur

Söz ve müzik: Anonim

HAYDE

Hayde gidelum hayde
Dağa k'arayemişa
Elun nişanlisina
Ben nasil deyim hayde

Çiktum çami budadum
Endurdum yarisina
Boyle sevdami olur
Girsun yerun dibina

K'izilağaç fidani
Tepeden budanur mi
İnsan sevduği yardan
Bu k'adar utanur mi

Endum dere duzina
Aşlamayi aşladum
Sevdaluk eyi şeydur
Ben da yeni başladum

Söz ve müzik: Anonim (Rize, Pazar)
Kaynak kişi: Melek Akman
Derleyen: Gökhan Birben

SELİMİNA *

Avlas üani şüala celevuluûi
Gugum elibi do wariş uluûi
Hindoy va maüitxu si nak uluûi
Mo moğodi haşo e beymuradi
 

Müzik:Selim Bölükbaşı
Girişte okunan destan Rize, Pazar(Atina)'nın Ûalvat köyünden Harun Bölükbaşına aittir.
Kaynak kişi: Sultan Bölükbaşı
Seslendiren: Selim Bölükbaşı

 

    Söz ve müzik: Gürcü Halk Şarkısı
    Hevi, Gürcistan'da yüksek bir bölgenin adıdır ve vadi anlamına da gelmektedir. Bu şarkıda düzenlemeler İberya Özkan, vokaller ve enstruman çalımları Gürcü müzisyen dostlarımız Nugzar, Roland, Bayar ve İberya tarafından yapılmıştır.

     

 
 

ŞAİR CEKETLİ ÇOCUK


Hesabın kitabın, ömrün mömrün olmadığı SAHNEDE ve her yerde o hep KRAL
Umay Umay: çok güzel görünüyosun..
Kazım Koyuncu: bir hasta oldum var ya, hepinize güzel görünmeye başladım arkadaş yaa=)
Umay Umay: biliyorsun ki senle konuşmak çok zor. Çok sinirlisin
Kazım Koyuncu: sinirliiii, yakışıklıııııı, konuş konuş, kızmayacağım=)
Umay Umay: bensenle her zaman müzik konuşmayı sevdim. Bugün de müziği ve müzikle arandaki meseleden başka bir şey konuşmak da pek gözüm yok..
Kazım Koyuncu: müzikle aramda bir sorun yok=) benim bildiğim hayatla aramda bir mesele var…. Öyle olunca..

Umay Umay: biliyorum ama..

Kazım Koyuncu: aslına bakarsan 5 aylık hastalık sürecimde müzik içinde olmalıydım ama olmadı. Bazen hastalığın seyri, bazen konsantre bozukluğu, insan düşenemiyor bile.

Umay Umay: hiç mi…

Kazım Koyuncu: üretme noktasında bir sorunum var, müziği düşünme noktasında bir sorunum vardı ama tedavim kötüye gitmeye başladıktan sonra müziğe takrar-gönülden yönelme süreci başladı içimde. Müziği tekrar yaratmak, yeni müzikler yaratmak gibi değil de sahneye çıkma arzum çok yükseldi. Bu da sanırım yaşama çabamla ilgili.. bir konser yaptım ya Trabzon da…,


Umay Umay: ya evet bunu soracağım. Doktorlar endişelenirken, uyarırken nasıl bu kadar cesur davranabiliyorsun? Bir de çok dinamik konserler veriyorsun.. çok şaşırıyorum..


Kazım Koyuncu: aslında olay bostancı daki konserde başladı.. o gece çok konser vermek istediğimi fark ettim.


yeni şarkı yaratmayı çok isterim tabi. Bir tane bile yapsam çok güzel bir şey yapacağımı biliyorum ama bu durumda yaratmak çok zor. Hastalığım dışardan bakıldığında bir sanatçının yaratması için biçilmiş kaftan gibi duruyor. Bunalımlar, savaşlar, bilebileceğimiz bütün kötü şeyler sanki sanatçıların yaratması için yaratılmıştır. İnsanlar dışardan hep böyle sanırlar. Bence bu müziği dinleyenlerin, resmi görenlerin, tiyatroyu izleyenlerin söyleyebileceği şeyler. Sanatı takip eden insanların sanrısı yani. Asla küçümsemek için söylemiyorum ancak başına gelmeyenin bilebileceği bir durum değil bu hastalık hali. Sanatçı her zaman hayatla bir sorun yaşar !! haa bu tabi bir sanat eseri olarak ortaya çıkabilir,,,, ama hiçbir şey olarak da çıkabilir. Bu ne benden ne de benim durumumda olan bir sanatçıdan değer kaybettirmez. Yaşadığım süreci bir sanatçının, kazım ın, hatta en önemlisi bir devrimcinin süreci gibi yaşadığımı düşünüyorum.


Umay Umay: Sözlerinde hiç düşmediğini görüyorum..


Kazım Koyuncu: Her ne kadar çok istediğim şeyleri yapmakta zorlanıyorsam da pes etmedim. Düşmedim yani.. bir devrimci gibi duruyorum ki zaten devrimci olmakla sanatçı olmak arasında benim için ciddi bir bağlantı var. 2 sinin bağlamında yapmak gereken tek şey sahneye çıkmak diye düşünüyorum. Bundan sonra sürekli sahnede olmak ve müziğin tam içinde olmak istiyorum.


Umay Umay: ben hala sahnede nasıl o kadar korkusuz, cesur ve güzel kalmayı başardığını merak ediyorum. İlk bostancı, sonra volkan ın gecesi, sonra da Trabzon.. sahnede yaşadığın ne kazım?


Kazım Koyuncu: çok endişeliydim. Bir şarkı tolere edilebilir. Herkes katılır ve o şarkı mutlaka söylenir biter. Hatta hasta olduğum için seyirciye sempatik bile gelebilir. Şimdi……………..:))) bizler zeki olmak zorundayız. Durumları, yaz aylarını, kış aylarını, soğuğu-sıcağı sevip sevmediğimizi oturup kendi durumlarımıza göre ayarlamalıyız. Orda herkes senden bir şey bekleyebilir, ben de kendimden bekleyebilirim ama geleceğe dair işaretleri bulmak durumundayım. Şarkıyı söylerken başında- ortasında-sonunda nasılım,neler hissediyorum diye ölçüyor insan. Bu yüzden kendimi duygu seline fazla kaptırmamaya çalışıyorum.


Umay Umay: trabzon da, üniversitede verdiğin konser çok yoğun ve uzundu…


Kazım Koyuncu: İnsana güç veren şey kendi istediklerini yapmak. Kendi olmak. Moral dedikleri kendin olabilmekle ilgili bir şey. O gün hareketli bir şarkıyla başladım konsere, 3. – 4. şarkıda her şey normale döndü ve unuttum hastalığımı. Gittiği yere kadar böyle gider. Acayip şeyler beklemiyorum, hep sahnede olsam ömrüm 100 yıl uzayacak sanmıyorum, nereye gideceğimi düşünmenin manası yok..zaten sahnede zaman yok. Belki 1 gün- belki 100 sene gibi..,,………………………………………………………………….bir konsere çıktığımda ne kadar yaşayacağımı veya uzun yaşamak için ne yapmam gerektiğini asla düşünmüyorum. Orda ben varım, beni anlayanlar var, benle beraber müziği yaratanlar var; BAŞKA BİR YERDESİN VE GÜVENDESİN.. sahne hayat saldırısını en fazla hissettiğim ama her şeye rağmen en güvendiğim yer.


Umay Umay: .....................;


Kazım Koyuncu: Eskiden korktuğum rüyalarım, saldırılar.. umay ben bir şey büyüttüm. 3-5 kişilik bişey değil. O sevgi denen şey herhalde.., o büyüdüyse, büyüdüyse, büyüdüyse….., bu yüzden başıma orda bir şey gelmeyeceğini düşünüyorum. Gelecekse; o bile bizdendir diye düşünüyorum. Anlatabiliyor muyum? …………………………………………………………….sahnede hesap kitap yok umay. Orda ömür, mömür, uzun, kısa, mısa, neyse işte. tek önemli şey müziği yaratmak, yapmak, söylemek önemli.


Umay Umay: tabii bunu söylemek sana kolay. Bu kadar büyük ve içten bi sevgi, böylesi zor bulunur bi sempati, violensel gibi bir ses, yüksek ahlak…, tabi saldırılardan korkmazsın. Orda savaşı senin hep kazandığına çok tanık olduk,,, kendi adıma söyleyeyim; bu savaşa tüm kalbimle katıldım..


Kazım Koyuncu: orda kazanıyorum evet, orda kral benim=))))) kendimi çok adil hissediyorum ki umay. Nasıl desem.., adil, şevkatli, paylaştıran bir kral.. biliyor musun çocukluk ütopyalarımı gerçekleştirdim, müzisyen oldum, devrimci oldum, hep güzel olmasını istedim hayatın ama onlar bile bana yetmedi. O kadar güzelini istiyorum ki sanatçılar bunu yaratabilirler. Bu beni bazen ürkütür, bazen de içimde tertemiz olduğunu düşündüğüm vicdanımla iyi hissederim. Sevmenin içine ettik, anlamı bozuldu. Ama bizim sahnemizde bu var, hep de oldu. Bütün insanları mutlu etmek istiyorum şarkı söylerken. Belki bu yüzden hastalandım, belki büyük sevgimden ürken güçler var, durdurmak istiyorlar belki=)) sevgi krallığı istiyorum işte.. şarkı söylerken her şey her şeyi, herkes herkesi tutuyor sanıyorum. bu yüzden sanırım kendimi bırakmıyorum.


Umay Umay: tıp,la ilgili ne düşünüyorsun?


Kazım Koyuncu: Bir kere masum sempatilerinden bahsetmem lazım. Özellikle Türkiye de herkes doktorlara sempati duyarlar. Ben hala öyleyim. Sistemle ilgili konuşursak işler bozuluyor. Ya da bilimle ilgili konuşursak… bilim, tıp sistemin bir parçası olursa eğer _ki öyle_ , benim için çok da fazla bir şey ifade etmiyor. Yine devrimcilik meselesi umay, bence iyi bir bilim adamının da devrimci olması gerekiyor. Hayatı yönlendiren, etkileyen, değiştiren insanların devrimci olması lazım, sistemin bir parçası değil. Bilimin ışığına hep inandım ama tıp bende hayal kırıklığı yarattı. Her şeyin sadece bir standart olduğunu görmek dayanılmaz bir şey. Bu standartlar içinde hastalığımı beğenmedim. ………………………..bir kanser panelinde şunu söyledim; vicdan ve cesaret bilimde yoksa benim için hiçbir şey ifade etmiyor. Sadece bilgi yetmiyor. Bilginin vicdanla sınanması gerekiyor artık. Dediğim gibi devrimci olmaları, normal algının ötesine geçebilmeliler. Bu olmadığı sürece kimse tıptan fazla medet ummasın. Tabi ki önemli tıp, böbreğin ağrıması, diş ağrılarının durdurulması, acısız tedaviler ama özünde başka şeyler de var. Hayatı sonsuzlaştırsınlar, tıp ölümü yok etsin demiyorum fakat….. …………………hayatı politikacılar yönlendirmiyor ki umay. Doktorlar, sanatçılar, mühendisler..,bunlar yönlendiriyor hayatı. Aptallar sadece yönetiyor.


Umay Umay: hayatı müziğin gibi anlatıyorsun,, vicdan,cesaret,adalet, yüksek algı…


Kazım Koyuncu: Bütün bunlar hayatın karşısında bir yer kaplama hikayesi. Gücüme gitti.. ta başından bu yana. Gücüme giden müzisyen olmam değil. Hiçbir şey yapmayan insanın da büyük yer kaplayan hikayesi vardır.


Umay Umay: ben hep senin dünyaya ses taşıyacağına inandım. Buna hala inanıyorum. Yeni bir albüm daha yapma isteğin var mı? Belki 5 şarkılık bir albüm..?


Kazım Koyuncu: Bilmiyorum ki.. sağlığımla çok ilgili. Müzik çok önemli, müzik insanı yaşatan bir şey de… yapacak çok şey var ama yaşamak gerekiyor. Yaşarsam yaparım ya da yaparsam yaşarım.. her şey olabilir. Başak bir şey düşünmüyorum aslında. Hayat biter umay, önemli olan yaşarken neyin bittiği. Müzik bitmedi.. müzik biterse yerine ne korum bilmiyorum. Mesela şurda yatarken bile aklıma enstüramanlar geliyor, melodiler geliyor, melodiyi çoğaltmak geliyor, yan yana koymak istediğim sesler geliyor. Eğer bunlar olmasaydı kanser olurdum=) çeşitli sesler, daha çıkarılmamış, yan yana gelmemiş sesler duyuyorum.


Umay Umay: sende hep çok örtük ve tatlı bir şairlik durumu hissettim. Ama onu hep gizlediğini de. Hep algı ötesi bir savaşcı olduğun için mi bu sende öne çıkmadı acaba=))))) vicdanla sevişirken şiiri es mi geçtin=)


Kazım Koyuncu: Çocukken şiirle güzel oynuyordum. Şairlerle çok uğraşıyordum. Bir ceket yaptırmak istedim o zamanlar İstanbul a gelirken..,şair ceketi=) geldiğimde şairlerin köprü altına gittiğini biliyordum. Kocaman bir yalana hazırdım, muhtemelen ne ceketler diktiridim kendime.. köyümden çıkıp gelmiştim, orda başka şeyler okuyordum, burada başka başka şeyler okumaya başladım, açtırma ağzımı şimdi=)))). Bak solcu bir babanın solcu oğluydum. Solcular saçlarını uzatmıyordu o zaman. Dik yakalı devrimci kazağım………………. Biliyor musun, o çocuk doğru bir çocuktu. Hep o çocuk oldum. Hiçbir şeyi terk etmedim. Şiir yazamadım evet..,vaktim yoktu.


Umay Umay: şiiri yaşadım diyorsun haa.. bir de solculuğu sollamışsın, anladığım bu..


Kazım Koyuncu: Bu senin yorumun=))


Umay Umay:


Kazım Koyuncu: Sevgilimin hep yanımda olmasını istiyorum…


Umay Umay: son kez müziği sorsam


Kazım Koyuncu: Hep yanımda kalmasını istiyorum…


Haber: Birgün 22.05.2005
 

DENİZİN ÇOCUĞUNA VEDA



TUĞÇE TABAK 27.06. 2005 Kanserin aramızdan aldığı Kazım Koyuncu, dün Açıkhava Tiyatrosu'ndan '5 bin kişinin ağladığı' bir törenle uğurlandı
Akciğer kanseri nedeniyle 6 aydır tedavi gören ve dün yaşamını yitiren Karadeniz müziğinin ve Türkiye'nin sevilen sesi Kazım Koyuncu (33), ailesi, sevenleri ve sanatçı dostlarının katıldığı cenaze töreniyle uğurlandı. Tören, Koyuncu'nun ölümüyle iptal edilen 'Hey Gidi Karadeniz' konserinin mekânı olan Harbiye Açıkhava Tiyatrosu'nda düzenlendi. Törene, Volkan Konak, Şevval Sam, Davut Güloğlu, Sunay Akın, Şenol Güneş'in de aralarında bulunduğu 5 bini aşkın kişi katıldı.
Arkadaşı için gözyaşı döken Volkan Konak, "Eğer insanın sol memesinin altındaki şey yoksa adam olamaz. Kazım, adam gibi adamdı. Bulanık camiamızda başımı omzuna yaslayabileceğim bir kişiydi" dedi ve sözlerini şöyle bitirdi: "Ben artık şarkı söylemek değil, ağlamak istiyorum."

Çernobil kınandı
Baba Cavit Koyuncu'nun "Bütün sevenleri ben de seviyorum. Hepiniz benim çocuklarımsınız" dediği törende, Çernobil faciası da lanetlendi. Uçakla Trabzon'a götürülen cenaze, Koyuncu'nun memleketi Hopa'da toprağa verilecek.



'Koyuverdun gittun'

İlk Lazca rock grubu Zugaşi Berepe'yi (Denizin Çocukları) Koyuncu'yla birlikte kuran Memedali Barış Beşli, "Kazım ölmedi, ölümsüzlüğe uğurlanıyor şu an" dedi.
Koyuncu'nun müziğini yaptığı Gülbeyaz dizisinde oynayan Şevval Sam, 'Koyverdun Gittun Benu' şarkısını okurken gözyaşları sel oldu. Tören boyunca da Koyuncu'nun, Lazca büyükanne anlamına gelen 'Dido' isimli parçası çalındı. Sunay Akın ise sanatçıyı şiirlerle anlattı. Basın mensuplarının da gözyaşlarına hâkim olamadığı tören, cenazenin alkış ve tulum sesleriyle uğurlanmasıyla son buldu.



Haber: Milliyet gazetesi



UŞAKLAR ARTIK KAZIM YOK



Özlem YILMAZ 27.06. 2005 Son konserinde "ha kanser, ha konser gelmemi hiçbir şey engelleyemez" demişti. Ama amansız hastalık onun yarın geceki konsere katılmasını önledi. Kazım Koyuncu, kanser hastalığına yenilerek yaşamını yitirdi.


Karadeniz müziğinin sevilen sesi Kazım Koyuncu, kanser tedavisi gördüğü Amerikan Hastanesi'nde dün yaşamını yitirdi. Göğüs kafesindeki tümörle altı aydır mücadele eden Koyuncu, yarın Harbiye Açıkhava Tiyatrosu'nda gerçekleştirilecek olan "Hey Gidi Karadeniz" konserine katılacaktı. Ancak Koyuncu'nun acı sürprizi, yakınlarını ve hayranlarını yasa boğdu. Tulum ve kemençe gibi geleneksel çalgıları rock öğeleriyle birleştirerek evrensel bir çizgi yakalayan Kazım Koyuncu, Karadeniz müziğine yeni bir soluk getirmişti. Koyuncu'nun ölümüyle acı haberini alan yakınları ve hayranları Amerikan Hastanesi'ne koştu. Volkan Konak, Fuat Saka ve Bayar Şahin gibi ünlü sanatçıların da aralarında bulunduğu topluluk, gözyaşlarını tutamadı. Yaşadığı acıyüzüne yansıyan Volkan Konak, "Kardeşimi çekmeceye koymuşlar, ne diyeyim" diyerek acısını dile getirdi.

'KONSERE GİDİYOR OLACAKTI'
Ağabey Oğuz Koyuncu, "Kardeşim şimdi konsere gidiyor olacaktı" diye gözyaşlarına boğulurken, diğer ağabeyi Hüseyin Koyuncu yarın gece yapılacak konsere değindi: "Kardeşim bu konseri çok istiyordu. Ama sesi çok kısılmıştı. Yavaş yavaş her şeyini kaybediyordu. En önem verdiği şeyi sesiydi ki, 'Sesimi kaybettikten sonra yaşamın önemi yok' diyordu. O konserin her şartta devam etmesini istiyordu" diye konuştu.

MEMLEKETİNE GÖTÜRÜLECEK
Koyuncu'nun kuzeni Doğan Koyuncu da, sanatçının konsere katılmayı çok istediğini, sesi kısık olsa dahi yine de konsere gitmeyi düşündüğünü söyledi ve ekledi: "Kazım'ın en mutlu olduğu yer, sahneydi. Bu nedenle her şartta konsere katılmak istiyordu. Onu sahne arkasından arkadaşları destekleyecekti. 'Hey Gidi Karadeniz' konserine çok önem veriyordu. Sabah 07.00'ye dek beraberdik. Güçlükle konuştuğu halde, mimikleriyle ne söylemek istediyse anlattı. Son ana dek, 'Arkadaşlarım gitsinler, ben iyi olacağım. Ben kanseri yeneceğim ve nasıl yendiğimi herkese anlatacağım' diyordu. Son sözleri bu oldu" Koyuncu'nun cenazesi, bugün saat 11.00'de Harbiye Açıkhava Tiyatrosu'nda düzenlenecek törenden sonra saat 16.00'da kalkacak uçakla Trabzon'a, oradan da memleketi Hopa'ya götürülecek.

KARADENİZ'İN ASİ SESİ SUSTU


ORHAN KAHYAOĞLU 27.06. 2005


Rock'çı Kazım Koyuncu, 'Zuğaşi Berepe' (Denizin Çocukları) grubuyla adını duyurmuştu.


Karadeniz'in sevilen Laz-rock'çısı Kazım Koyuncu kansere yenildi. Sanatçı bugün son kez hayranlarıyla buluşacak
Etnik müziklerin, özellikle de Laz müziğinin gitgide poplaştığı günlerde bu sıradanlaşmaya alternatif işler yapan birkaç isim arasında Kazım Koyuncu'nun adını da özenle anmıştım. Bu saptamayı, şarkıcının kendi adına yaptığı ilk solo albümü 'Viva!'yı merkez alarak yapmıştım. Hatta, yazının bir kesitinde, Koyuncu'nun en 'umut verici' isim olduğunu vurgulamıştım. Bu konuda yanılmadığıma dair saptamanın doğrulanmasıysa ikinci albüm 'Hayde'de gün ışığına çıkmıştı. Lazca söyleyen ilk rock grubumuz 'Zuğaşi Berepe'nin de yaratıcı ismi olarak ilk Koyuncu'yu anıyorduk. Anadolu'nun etnik kültürlerine yönelik yoğun baskıların yaşandığı bu zaman diliminde Koyuncu ve grubu müziğin, rock'un ana prob-lemlerini gözeterek ilginç etnik-rock deneyler yapmaktaydı. Müzik dünyamızda ciddi bir boşluk var artık. Onu dinleyenlerin başı sağolsun.
Karadeniz matemde...
İSTANBUL - Lazca rock'un öncüsü Kazım Koyuncu, 2005'in başından beri mücadele ettiği kansere yenik düştü. Son yıllarda Karadeniz müziğinin geniş kitlelere duyurulması ve beğenilmesinde büyük payı bulunanan 33 yaşındaki sanatçı dün İstanbul Amerikan Hastanesi'nde yaşamını yitirdi.
1972 Hopa doğumlu olan Koyuncu'nun müzikle ilişkisi küçük yaşta başladı. Ortaokulda mandolin çalan ve sonrasında gitara merak saran Koyuncu 1989'da üniversite eğitimi için geldiği İstanbul'da müzikle iyice haşır neşir oldu. Koyuncu, İstanbul Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi öğrencisiydi ancak aklı hep müzikteydi.

İki grup birden kurdu
İlk grubunu 1992'de kurdu. 'Dinmeyen' isimli Türkçe müzik yapan politik bir gruptu bu (grup, 1996'da 'Sisler Bulvarı' isimli albümü yaptıktan sonra dağıldı). Koyuncu ve arkadaşları, grubun dağılmasından sonra, 1993'te 'Zuğaşi Berepe' (Denizin Çocukları) isimli yeni bir grup kurdu. İki grup, aynı anda çalışmalarını sürdürdü. Zuğaşi Berepe, 1995 yılında 'Va Mişkunan' (Bilmiyoruz), 1998 yılında ise 'İgsaz' (Gidiyor) isimli albümleri yaptı. Grup, yaptığı Lazca rock'la büyük beğeni kazandı.

Zuğaşi Berepe 1998'de dağılınca Koyuncu tek başına müzik yapmaya devam etti. 2001'de ilk solo albümü 'Viya'yla adını duyurdu. Bu albümden sonra Kanal D'de yayımlanan 'Gülbeyaz' isimli dizininin hem müziklerini yaptı, hem de bazı bölümlerinde oynadı. 'Sultan Makamı' dizisinin de müziklerini yapan sanatçı 2004'te ikinci solo albümü 'Hayde' ile yine Karadeniz'in rüzgârlarını müzikseverlere taşıdı. Koyuncu'nun albümlerinde seslendirdiği 'Didou Nana', 'Hey Gidi Karadeniz', 'Narino', 'Uy Aha', 'Hayde' gibi şarkıları dillere dolandı.

Kazım Koyuncu 2004 yılının aralık ayında grip ya da bronşit olduğundan şüphelenerek gittiği hastanede kansere yakalandığını öğrenerek tedaviye başladı. Ağır tedavi nedeniyle sahnelere veda etmek zorunda kalan Koyuncu, Radikal'den Oktay Öztürk'le yaptığı bir röportajda "Bazıları farkına varmadan yaşıyor ve farkına varmadan ölüyor. Ben yaşarken ölümün farkına varanlardanım" diye konuşmuştu.

Kazım Koyuncu 2003 yılında başlayan ve her yıl yapılan 'Hey Gidi Karadeniz' konserlerinin de mimarlarından biriydi. Sağlık durumu nedeniyle yarın yapılması planlanan konsere katılamayacağını belirten Kazım Koyuncu, internet sitesinde yaptığı açıklamada enfeksiyon kapma tehlikesi nedeniyle geceye seyirci olarak dahi gelemeyeceğini ifade etmişti. Kendisi olmasa da etkinliğin devam etmesi gerektiğini belirten Koyuncu, "Karadeniz dev bir dalgadır, özgür bir sudur. Bir olguya, bir kişiye bağımlı değildir. Bu nedenle 'Hey Gidi Karadeniz Geceleri' devam etmelidir" demişti.
Koyuncu bugün saat 11.00'de Harbiye Açıkhava Tiyatrosu'nda düzenlenecek olan törenle hayranlarıyla son kez bir araya gelecek. Sanatçının cenazesi saat 16.00'da uçakla önce Trabzon'a oradan da Hopa'ya götürülerek defnedilecek.

Koyuncu'nun müziği Lazların 'varız' sesidir



DERYA SAZAK
04.07. 2005

Konak, "Kazım Koyuncu, devrimciydi, hümanistti. Ancak hiçbir zaman müziğinde insanları isyana, bölgeciliğe, ırkçılığa teşvik etmedi. Lazların da bayrağını taşıyordu. Ama Tuncelili de sevdi" diyor
asiy.jpgDERYA SAZAK: Geçen hafta kaybettiğimiz Kazım Koyuncu'nun ardından 15 bin kişi yürüdü. 'Etnik müzik' yapan, solcu bir sanatçıyı böylesine sahiplenmenin nedeni Çernobil'e bağlanan kanserden ölümlerdeki artışa karşı duyarlılıkla sınırlı olmasa gerek. Yakın arkadaşı olarak Kazım'ı Karadenizlilere sevdiren müziğin felsefesi neydi?
VOLKAN KONAK: Kazım'ın Çernobil ve kanserle anılmasını istemiyorum. Canım acıyor. Kazım'ın müziğini konuşmalıyız. Kişiliği, son yolculuğunda onu uğurlamaya gelenleri birleştiren sosyal olgular nedir, bunları görmeliyiz.
Sanatçı, devrimci olmalıdır. Hümanist olmalıdır. Kazım, devrimciydi, hümanistti, insandı. Lazların da bayrağını taşıyordu.
Karadeniz'de, Laz, Gürcü gibi gruplar var. Kazım, Laz'dı. Hopalı. Laz kültürünü temsil ettiği için de geniş bir destek gördü. Trabzon'un aydın bir yapısı vardır. Milattan önce 753 yılında kurulan şehrin tarihi, Londra, Paris, İstanbul ve Roma'dan önceye gidiyor. Kent bu kültür mirasının üzerine oturuyor, bakmayın Trabzon'daki son linç hadisesine, o bir provokasyondu. Kazım Koyuncu'ya da Trabzon'un sosyal demokrat yapısı sahip çıkmıştır.

Tulumun yükselişi
Karadenizli olma kimliğinin, müziğine yansıması nasıl oldu?
Kazım'ın müziğinde kemençe var, tulum var. Bizim kokumuz, rengimiz var. Ben Volkan Konak müziği yapmıyorum, beste müziği yapıyorum. Medya öyle algılamıyor. 'Karadenizli şarkıcı' diyor. 1992'de beste müziğini Karadeniz'e getirdiğimde Kazım liseyi bitiriyordu. Laz rock grupları vardı, amatörce çalışıyordu, 1995-96'larda İstanbul'a geldi, kendi orkestrasını kurdu ve daha sonra ilk albümünü çıkardı. Kazım'daki o devrimci boyutu gördüm. Müziğe asla bencil bakmadı. Kazım Koyuncu'nun müziği bir yaşam biçimi, bir duruştu. Trabzon muhalif bir şehirdir. Bu protest ruh, Kazım'ın müziğine yansımıştır.

Yöreden kopmadı
Kazım'ın yükseliş serüveni nasıl başladı? Son dönemde Karadeniz türküleri söyleyerek, horon teperek şöhret olan pop sanatçıları görüyoruz, sizlerin farkı nerede?
Kazım etnik rock, hatta zaman zaman folk müzik yapıyordu. Yöreden, köklerden kopmadığı için seviliyordu. Karadeniz derlemelerini seslendiriyordu. Mekrel (Laz) halk şarkıları vardır. Gürcü ve Laz müzikleri çok yakındır. Mesela Dido, Gürcistan'da söylenen bir halk şarkısıdır; Kazım onu derleyip Türkiye'ye kazandırdı. Türkçe söylediği şarkılar da çok: 'Oy dumanlar dumanlar, hep dağları sardınız, yüreğimin derdini bilseniz, ağlardınız.'

Balkan ezgilerini Türkiye'ye taşıyan Goran Bregoviç gibi, Kazım Koyuncu da Karadeniz'in sesini, pop arabeskten sıkılan kentli dinleyiciye, üniversite gençliğine sevdirmeyi başarmış ve yeni bir trend yakalamıştı.
Kazım'ın müziği ve sesi, Lazların bir çıkışı, 'Bu ülkede biz de varız' mesajının ifadesiydi. 'Bu ülkeyi biz karşılıksız seviyoruz' diyenlerin dışa açılımıydı.

Lazların çıkışı
Şöyle bir eksen kullandı: Yöresellik, ulusallık sonra evrensellik. Kazım bu geçişleri iyi yaptı. Lazca halk ezgileri, Hemşin türküleri. Müziği insanlara çok samimi ve sıcak geldi. Vazodaki bir çiçek değildi Kazım, topraktaki bir ağaçtı. Etnik motifleri çağdaş değerlerle birleştirince insanlar daha iyi algıladı, daha evrenselleşti ve geniş kitlelere ulaştı. Lazlar çok sahiplendi ama Tuncelili de sevdi Kazım'ı, Karadenizli olmayan kesimler de.

Kazım Koyuncu gitar çalıyordu ama yerel enstrümanlar da vardı müziğinde, kemençe, tulum gibi. Türküden rock'a geçiş nasıl oldu? CD dışında, film müzikleri de yaptı.
Gülbeyaz'ın müzikleri beğenildi. Televizyon çok etkili bir araç, Şevval Sam'la bir düetleri oldu. Dizi müziği de Kazım'ın tanınmasına katkı yaptı. Müziğinde etnik sazları öne çıkardı, mesela kemençe ve tuluma çok büyük katkı yapmıştır.

Müzikten para kazanmadı
Tulumu alıp, klavye, bas gitar, davulla iyi kullandığınız zaman İskoç, İrlanda müziği gibi enteresan bir tını çıktı ortaya. Yüzyıllardır bu müzik Karadeniz yöresinde dinleniyor. Mesele bunu çağdaş bir yorumla yeni bir dinleyici kitlesine iletmekti. Kazım o demir kafesin içinde yanan mumu insanlara açtı. Laz müziğini, evrensel bir dille yurtdışındaki insanlara ulaştırdı. Kendi genç dinleyici kitlesini yarattı. Gökkuşağına yeni bir renk ekledi.

Konserler de bu yükselişte etken olmalı.
İdealist konserlerdi, ücretsiz yüzlerce konser verdi. Üniversiteler, yardım konserleri. Kazım müzikten para kazanmadı diyebilirim.

İsyana teşvik etmedi
'Karadeniz'in hırçın çocuğu' imajını konserler mi sağladı?
Bence duruşu. Müziğin içindeki ses, ritim, coşku hepsini koyabilirsiniz. Ama en önemlisi DNA. Solcu, devrimci bir aileden geliyor. Ancak Kazım hiçbir zaman müziğinde insanları isyana, bölgeciliğe, ırkçılığa teşvik etmedi. Hayır. Kazım, halk ezgileri okudu. 'Ben seni sevdim', 'Gelavara deresi', 'Dido' bir halk türküsüdür. Bunları söylerken, duruşundan kıyafetine her şey Kazım'ın bir hümanist, devrimci, halkçı olduğunu gösteriyordu.
Kazım'da şiddet olgusu hiç yoktu, inanılmaz geniş yürekli, yumuşak tonlarda bir insandı. Ben mesela agresifim. Herkes Fatih'in torunu olamaz, ben Deli İbrahim'in torunuyum. Kazım beni bile törpülemişti.

Kazım Koyuncu bir devrim yaptı

Geriye baktığınızda, anılar galerisinde ne görüyorsunuz?
Sunay Akın, oyuncak müzesini açıyor. Oyuncaklar arasında oynarken babası içeriye giriyor. Babasının lafı şu: 'Döndük bir daha başa!..' Kazım'dan sonra ben de döndüm başa. Yoldaşımı kaybettim. Kazım müziğiyle öne çıktıkça, ben başka alanlara kayacaktım, belki siyaset yapacaktım. Tekrar başa döndük.
Hastanede beş aydır yanındaydım. O kadar yufka yürekli ve saftı ki... Kemoterapi görüyor, bana diyordu ki, "Abi sana çok üzülüyorum!" Niye?.. "Süratli araba kullanıyorsun, kaza yapacaksın."
Bir popülist akım gidiyor, Kazım öldü, Çernobil. Nişanlısıyla konuştuk, buna çok üzülüyoruz. Kazım, kanserle değil tebessümüyle, müziğiyle anılmalı.

Kazım, 'star' olmak istemeyen, ancak ölümüyle birlikte peşinden 15 bin kişinin yürüdüğü medyatik olmayan bir sanatçıydı, öyle mi?
Biz sahne sanatçısıyız, konserlere çıkarız, televizyon şovlarında pek fazla görünmeyiz. Sahne sanatçısının ölümü bir kayıptır, televizyon sanatçısının yerine yenisi gelir. Kazım giderken, karanlığa ışık yaktı. Dedi ki, 'Ey insanlar, porselen dişleri ve selülitlerin konuşulduğu şöhretlerle, sahne sanatçıları farklıdır.'
Halk bu ayrımı gördü. Kazım bir devrim yaptı, ona teşekkür borçluyuz.





Nâzım gibi Türkiye sevdalısı

Türkiye'de etnik kimlik, müzik, televizyon denince akla önce Doğu, Güneydoğu geliyor. Karadeniz'de 'etnik müzik' yapan, Lazca şarkı söyleyen Kazım Koyuncu'nun ardından, Trabzon'da sergilenen dayanışmanın 'sol' bir içeriği de olduğuna göre, birkaç ay önce yine Trabzon'da bildiri dağıtan bir gruba karşı sergilenen şiddet ve yükselen 'milliyetçi dalgayı' nasıl yorumlamak gerekiyor?
Bunu Trabzon olayına indirgememek lazım. Kazım'a üzülmeyen hiçbir bölge yok Türkiye'de. Birçok şeyi yaşayamadı, müziğe doymadı, Karadeniz'de her evde bir kanser vakası olduğu için Çernobil'le ilgili çağrışımlar uyandırdı.
Trabzon'da bildiri olayı bir provokasyondu fakat bir maçtan sonra yürüyüş yaptı Trabzon halkı. Onun üzerinde niye durulmuyor? Dünyada futbol için miting yapılan tek şehirdir Trabzon. Bu da bir başkaldırıdır.
Karadeniz uçlardadır. Ama deniz insanından çekinmesinler. Deniz insanının şeriatçısı bile Cumhuriyet'i sahiplenir. Korkmasınlar. Kazım, Türkiye sevdalısıydı. Ondaki Türkiye sevdası Nâzım Hikmet'inki kadar yamandı. Hümanistti. Laz müziği yaptı, kendi kültürünü yaşatmak istedi. Ama şoven değildi.

MİT gelenleri izliyor
Karadeniz'de ırkçılık olmaz. Deniz insanı dünyalıdır. Denizdeki savaşlar bile bir hafta sürmüştür. Küçülmeyi değil, büyümeyi düşünür. Hemşin yaylalarından İrlanda çayırlarına kadar dünya benim olsun ister. Oradaki etnik zenginliği, kültürü lütfen elimizin tersiyle itmeyelim. Bazı kesimler aşırı milliyetçiliği kaşıyarak turizmi öldürüyorlar. Esnaf çok rahatsız.

Nasıl?
Sumela Manastırı'na niye gelemiyor insanlar? 20 kişilik grup gelse MİT peşlerine takılıyor. Bu işgüzarlıktır. Rumlar gelsin, Sumela'da hacı olsun. Biz Arabistan'a gidiyorsak, oraları almaya mı gidiyoruz? Rum'u, Ermeni'si... Bırakın insanlar bu zenginliği yaşasın. Bu bir kültür mozaiği.

Çok iyi gitarcı değildi...
Kazım Koyuncu'nun bir müzik eğitimi var mıydı?
Alaylıydı ama kendini yetiştirmişti. Bu o kadar önemli mi? İnce Memed romanını yazan Yaşar Kemal de Çukurova'dan çıktı. Ben konservatuvar mezunuyum, ölçü değil ki bu. Müzik samimiyettir.
Aşık Veysel üç tane perdeye bastı, biz o sesleri bulamıyoruz. Konservatuvarda beş yıl bağlama okudum sonra klasik gitara geçtim. O sesleri bulamadım. Ruhi Su, çok mu iyi bağlama çalıyordu? O kadar güçlü bir sesti ki, bu bir renk.
Kazım belki çok iyi bir gitarcı değildi ama çok iyi bir virtüözdü. Çok iyi tınılar yakalamıştır. Kemençeye, tuluma müziğiyle katkı yapmıştır. Etnik sazları, rock gitarı birleştirmek kolay bir şey değil. Büyük kayıp, çok üzüntülüyüm.

4 aylık anket çalışması başlatacağız

Koyuncu kanserden ölünce, Karadeniz'de yaygınlaşan hastalığın 1986'da Çernobil'deki kazayla bağlantısı tartışmaları güncelleşti. Siz buna inanıyor musunuz?
Bunu araştıracak olan üniversiteler. Ölmeden önce şunu söylediğine tanığım. 'Ah abicim' dedi, '1986'da lisede okuyordum, o yağmurları hep yedik.' Kafasında radyasyon kuşkusu vardı. Biz Türkiye'de kendimizi ifade edemiyoruz. Atom Enerjisi sınıfta kalmıştır, onlar Çernobil'i örtbas etmek zorundadır, aksi halde nükleer enerjiyi savunamaz.

Bakanlıkta araştırma yok
Benim ailemden 7 kişi kanserden öldü. Kazım'ın ölümünden sonra bir profesörle tartışıyoruz, Sağlık Bakanlığı'nda böyle bir araştırma olmadığını itiraf etti. Hastanelerde sadece kanserden ölenlerin istatistiği tutuluyor. Oysa bunları Çernobil öncesi ve aradan geçen 20 yılda gözlenen artışla vakalardan yola çıkarak karşılaştırmak gerekiyor.

Karadeniz'de travma var
Karadeniz'de büyük bir travma yaşanıyor, Çernobil'i kader gibi görüp doktora gitmiyorlar.
Nagasaki ve Hiroşima'ya atılan bombanın bin misli büyüklükte bir patlamadan söz ediliyor Çernobil'de, ben söylemiyorum Discovery Channel'de belgeseli var. Bin misli patlamanın yüzde bir de etkisi yok. Doğu Avrupa altı ay konserve yiyor. Benim ülkem elde kalan fındıkları askeriye ve okullara dağıtıyor. Belki de hiç etkisi yok, Karadeniz'deki kanser vakaları kalıtsal.

Servetimi harcarım
Bilime çok inanıyoruz, neyse doğrusu araştırılsın. Bütün servetimi harcamaya hazırım, 4 aylık bir anket çalışması başlatacağız. Alana ineceğiz. 1986'dan sonraki ölümleri çıkaracağız. Ekime kadar süre verin, bu araştırmanın sonuçlarını açıklayacağım. Karadeniz Teknik Üniversitesi ne yapıyor? Bunları yapmak hastanelerin, onkoloji enstitülerinin görevi değil mi?
Çernobil olduğunda ilk yasaklama üniversitelere geldi.

Güvercinlerim 4 bacaklı doğuyor

İsveç açıklamasa, Ruslar gizleyecekti. Bizim bakanlar da Çernobil'in etkilerini azaltmak üzere radyasyonlu çayları 'temiz' diye içtiler.
Cahit Aral kurban seçilmiş, o çayları içti. Karadeniz halkı şunu istiyor, bir özür dilensin! Sağlık taraması yapılsın. Ailemden 7 kişiyi gömdüm, 42 yaşında ölenler var.
Bende güvercin besleme merakı var. Benim güvercinlerim Maçka'da dört bacaklı doğmaya başladı, kanatlarından ayakları çıkmaya başladı, bunlar Malboro mu içiyordu? Lösemili çocuklarımız da sigara mı içiyordu?
 

En İyi Çözünürlük 1024*768'dir
©2005-2008  bomponam.com  Bütün Hakları Saklıdır...
Parpali Bilişim İnternet Hizmetleri
HATIRA DEFTERİ
VİDEOLAR

ÖZLÜ SÖZLER